Tüm Yazılar

Üzüntüden kurtulmak

‘hayat zamanda iz bırakmaz
bir boşluğa düşersin bir boşluktan
birikip yeniden sıçramak için
elde var hüzün”

Atilla İlhan

Tarihi insanlık kadar eski bir duygu üzüntü. İnsanız, yaşıyoruz ve üzülüyoruz.  Ancak bazen üzüntü şiddetini o kadar arttırıyor ki yaşamaya devam etmek, etmemekten daha zor gelebiliyor. Bu yüzden üzüntüye verilen öneme antik çağlardan tutun klasik dönemlere ve günümüze kadar gelen yazılarda rastlayabiliyoruz. Günümüzde psikoloji biliminin depresyon olarak kavramsallaştırdığı ve çeşitli terapiler geliştirdiği şiddetli üzüntü, Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre hızla artmakta, kalp ve damar hastalıklarından sonra dünyada en sık görülen ikinci hastalık olacağı tahmin edilmekte. Depresyon ve sık kullandığımız kavram olan üzüntünün tamamen aynı şey olmadığının farkındayız ancak klasik eserlerde şiddetli üzüntünün depresyon kavramına oldukça yakın kullanıldığını söyleyebiliriz.

Günümüzde olduğu gibi geçmişte de üzüntü için çeşitli tedavi yollarının geliştirildiğini görüyoruz. Zaman değişse de insan özünde değişmiyor, büyük ölçüde aynı şeylere sevinip aynı şeylere üzülüyoruz. Biz de bu yazıda üzüntü için hem geçmişten hem de günümüzden çare yollarına bakacağız.  Bunun için birinci durağımız ilk İslam filozofu kabul edilen Kindi’nin Üzüntüden Kurtulma Yolları adlı risalesi. İkinci durağımız ise günümüzde depresyon için en etkili tedavi yollarından kabul edilen Bilişsel psikoloji olacak.

Kindi bizi biz yapanın ruhlarımız olduğunu ve ruhumuzu iyileştirmenin bedenlerimizi iyileştirmekten çok daha mühim olduğunu vurgulayarak eserinde ruha ârız olan üzüntüden kurtulmak için on tane yol gösteriyor:

  1. ‘‘Üzüntü ya bizden ya da başkasının yaptığı işten kaynaklanır. Eğer kendimizden kaynaklanıyorsa bunu kendimiz durdurabiliriz. Şayet başkasından kaynaklanıyorsa ve ortadan kaldırmak elimizde değilse üzüntünün sebebi vuku bulmadan üzüntüye kapılmamalıyız. Zira bu üzüntü sebebinin tabii bir yolla engellenmesi muhtemeldir ve ya sebep vuku bulduğunda belki sandığımız kadar üzülmeyiz.’’ (el-Kindi, 2017, s. 63)

Kindi’nin üzerinde durulan üzüntü sebebi gerçekleşmeden üzülme durumu, bilişsel psikolojide olmayan bir şeye üzülme olarak ele alınır. Kindi, her şeyin sonlu olduğu bu dünyada üzüntünün de sonlu olacağını bilmenin önemine vurgu yapıyor. Benzer şekilde bilişsel psikolojideki bilişsel çarpıtmalardan zihinsel filtre ve aşırı genelleme de bu duruma açıklar niteliktedir. Bilişsel terapide de öncelikle hastanın bu otomatik düşüncelerinin farkına varması amaçlanır. (Beck, 2015, s. 65; Burns, 2019, s. 56)

  1. ‘‘Üzüntüyü yenmenin bir başka yolu ise eski üzüntülerimizi ve başkalarının üzüntülerini nasıl teselli ettiğini hatırlamaktır.’’ (el-Kindi, 2017, s. 67)

Kindi burada insanın başına gelen musibetin sadece kendisinin başına gelmediğini ve bundan kurtulabileceğinin farkına varmasını hedefliyor. Bilişsel Psikolojide  aşırı genelleme yapan depresyonlu kişi başına gelen olumsuz olayı hep kendi başına gelen ve kurtulamayacağı bir girdap olarak algılar. Terapide kişinin bu girdaba kendisinin düşünceleri ile sürekli girdiğini görmesi sağlanır. (Burns, 2019, s. 56) 

  1. ‘‘Düşünmeliyiz ki biz bir şeyler kaybetmiş veya bir şeylerden mahrum kalmışsak, pek çok insan da aynı şeylerden mahrum kalmış daha birçok insanın da kaybı olmuştur.  … yine öyleleri vardır ki çocuğu ölse dahi teselli bulmuştur.’’ (el-Kindi, 2017, s. 69)

 Kindi’nin bu sözleri sağlıklı üzüntü ve yas süreci ile ilgili modern psikolojinin de vurguladığı önemli bir noktaya işaret ediyor. Zira kişi kaybından sonra üzüntü yaşaması ve bu üzüntün giderek azalması duygudurum bozukluğu olarak kabul edilmez. (James Butcher, 2013, s. 419; Burns, 2019, s. 240). Kindi’nin burada üzüntü duygusunu bilişsel psikolojideki gibi  insanın düşüncelerini yönetebileceğini vurgulaması dikkat çekicidir.

  1. ‘‘ Düşünmemiz gerekir ki eğer başımıza bir şey gelmesini istemiyorsak hiç var olmak istemiyoruz demektir. …eğer bozulma (fesad) olmasaydı varlık (kâin) da olmazdı.’’ (el-Kindi, 2017, s. 71)

    Kindi kısaca bu dünyanın mükemmel olmadığını ve olamayacağını vurguluyor. Bu dünyada üzüntüsüzlük arayışı her zaman insanı muradından mahrum edecektir. Nitekim bilişsel psikolojide depresyona neden olan düşünce çarpıtmalarının başında mükemmellik arayışı gelir. Terapi sürecinde kişiye hatalarını kabul etme ve mükemmel olmadan da mutlu olabilme kapasitesi kazandırılmaya çalışılır. (Burns, 2019, s. 344)

  1. ‘‘Unutulmamalıdır ki başkalarının da uzanabileceği şeylerin hepsi bütün insanlar için müşterek olup, sırf bize daha yakın diye bu şeylere daha layık değiliz. … Esasen insanlar tabii olarak sahip olacakları şeylere sahip olacaklar diye kedere boğulan kişi hasetçidir. Nefsimizi kıskançlıkla kirlendirmemeliyiz.’’ (el-Kindi, 2017, s. 73)

Bilişsel psikoloji kurucusu sayılan Beck’in sözde kayıp olarak isimlendirdiği bu durum, kişiye hatalı biçimde kişisel alanından bir kayıp olarak değerlendirmesi sonucunda üzüntüsüne sebep olmaktadır. Dolayısıyla kişiye bu yanlış şekilde yanlış değerlendirmeler yerine Kindi’nin yapmaya çalıştığı gibi düzgün değerlendirmeler yapabilmeyi kazandırma amaçlanır. (Beck, 2015, s. 63-65)

  1.   ‘‘Şunu akıldan çıkarmamalıyız ki, elimizde olan her şey Hak Sahibi’nin bizdeki emanetidir. …Esasen bizdeki tüm emanetlerini alsa bile üzülmekten sakınmamız hatta memnuniyetimizi sürdürmemiz gerekir.’’ (el-Kindi, 2017, s. 75)

Kindi’nin bu maddede üzüntülü insana İslam’daki emanet bilincini yerleştirmeye çalıştığını söyleyebiliriz. İnsan kendisine verilenlerin Allah’tan olduğunun bilincinde olması, bu şeyleri kaybettiğinde onları kendine verenin almasını da gayet doğal görecektir. İşte elindekini kaybeden bu kişi bu şekilde düşünürse üzüntü yaşamak yerine şükür ve hamd duygusuna sahip olabilir. Çünkü hala canı ve ruhu kendisinde olduğu sürece Allah kişinin en büyük nimetini almamıştır. Zira bu şekilde çok daha sağlıklı bir ruh haline sahip olur. Bilişsel terapi de düşünce çarpıtmalarından olan olumluyu geçersiz kılma çarpıtması kişinin sahip olduğu tüm güzel şeyleri görmemesini sağlar. Terapi sürecinde kişinin hayatında görmezden geldiği durumları görmesi amaçlanır. (Burns, 2019, s. 57)

  1. ‘‘Şunu aklıda tutmalıyız: kayıplara ve elden gidenlere üzülmek sorunlu olsaydı hem sürekli üzülmemiz hem de hiç üzüntü çekmememiz gerekirdi. Bu apaçık çelişkidir. …Musibetlerinin az olmasını isteyen kişi, harici ihtiyaçlarını azaltmalıdır…’’ (el-Kindi, 2017, s. 77-95)

Kindi burada olumsuz olayların zorunlu olarak üzüntü duygusu yaratmayacağını kişinin düşünerek üzüntü duygusunu uzaklaştıracağını söyleyerek önemli bir noktaya dikkat çekiyor. Ayrıca devamından mutluluğun maddi şeylere bağlanmasının üzüntüye yol açacağını belirtiyor. Bilişsel yaklaşımın psikolojiye ve depresyona getirdiği en önemli teorilerden birisi depresyonun duygusal bir hastalık değil olumsuz düşüncelerin bir sonucu olduğudur. Kısaca nasıl düşünüyorsak öyle hissederiz. Terapi sürecinde kişinin olumlu düşünmeyi öğrenmesi amaçlanır. (Burns, 2019, s. 51-52) Bu açıdan Kindi’nin üzüntüyü zorunlu bir duygu olmadığını belirtmesi oldukça önemlidir.

  1. ‘‘…Genellikle ölümden daha kötü bir şey olmadığı düşünülür. Oysa ölüm kötü değildir; aksine ölüm korkusu kötüdür. Ölüm sadece tabiatımızın tamamlayıcısıdır. Çünkü ölüm olmasaydı kesinlikle insan da olmazdı. …’’ (el-Kindi, 2017, s. 95)

Kindi’nin zararlı olarak ölümü değil de ölüm korkusunu bulması ve bu korkuyu uzaklaştırmak için ölümü insan tabiatının tamamlayıcısı olarak görmesi oldukça dikkat çekici bir husustur. Ölüme ve ölüm sonrasına metafiziksel bir anlam yüklemek İslam düşüncesinin genel bir sonucu olarak görülebilir.

  1. ‘‘Akılda tutmamız gereken hususlardan biri de şudur ki; bir şeyleri elde edemediğimizde ya da kayıplara uğradığımızda, elimizde kalan akli ve hissi nimetleri düşünerek, zihnimizi kayıplarla meşgul olmaktan uzak tutmalıyız.’’ (el-Kindi, 2017, s. 101) 

Olayların ve durumların olumsuz taraflarına değil de olumlu taraflarına odaklanmak bilişsel terapide oldukça önemlidir. Zira depresif kişi çoğunlukla olayların olumsuz tarafına odaklanır. (Beck, 2015, s. 254; Burger, 2016, s. 663) Bu yüzden depresif kişinin kendini bir kaybeden değil de kazanan olarak görmesi için çabalanır. Kindi’nin de aynı bakış açısını zikretmesi dikkat çekicidir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta bilişsel terapide bu olumlu düşünceler dünya nimetlerine odaklanılırken Kindi İslam düşünce tasavvuruna uygun olarak, odak noktasını hem dünyadaki ya hem de öbür dünyadaki nimetlere çekerek metafiziksel bir bağlantı kurmaktadır.

  1.  ‘‘Maddi bir ziyandan dolayı üzüntü sebebi baş gösterirse şu hususu göz önüne almamız gerekir ki: bizler maddi kazançlardan sonra birtakım musibetler içinde oluruz; oysa şimdi bu beklentiden de kurtulmuş oluruz. …eğer bazı musibetler, diğer bazı musibetlerin azalmasına hizmet ediyorsa bu da bir nimettir. …’’ (el-Kindi, 2017, s. 101-103) 

Kindi’nin bakış açısıyla musibet; ondan ders alınan, üzüntü vermeyen bir hüviyete bürünür. Ayrıca üzüntüyü manevi gelişim için fırsata çevirmek bir dini başa çıkma stratejisidir. (Pargament,1997’ten aktaran Ayten,2012) 

Velhasıl üzüntü insan için bazen bir bunalım bazen bir dönüm noktası olabiliyor. Çoğumuzun zaman zaman içinde bulunduğu bu duygu üzerinde iki farklı pencereden bakmak istedik. Yukarıda Kindi’nin önerdiği çözüm yollarına bilişsel psikoloji çerçevesinde kısaca değindik, daha fazlası için Kindi’nin Üzüntüden Kurtulma Yolları adlı risalesini okumanızı tavsiye ederiz.

Kaynakça

  • Ayten, A. (2012). Tanrı’ya Sığınmak-Dinî Başa Çıkma Üzerine Psiko-Sosyal Bir Araştırma. İstanbul: İz Yayıncılık
  • Beck, A. T. (2015). Bilişsel Terapi ve Duygusal Bozukluklar. (A. T. Veysel Öztürk, Çev.) İstanbul: Litera Yayıncılık.
  • Burger, J. M. (2016). Kişilik. (İ. D. Sarıoğlu, Çev.) İstanbul: Kaknüs yayınları.
  • Burns, D. (2019). İyi Hissetmek Yeni Duygudurum Tedavisi. (Ö. M. Esra Tuncer, Çev.) İstanbul: Psikonet Yayınları.
  • el-Kindi, Y. b. (2017). Üzüntüden Kurtulma Yolları. (M. Çağrıcı, Çev.) Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir