Seni Seçtim Çünkü Sen Caponsun: K-Pop Rüzgarı

Müzik, rahatlamak, yorucu bir günün stresini atmak, bir anlık zihnimizi boşaltmak, eğlenmek ve belki de ağlamak için başvurduğumuz tek şey. Ulaşılması kolay, herhangi bir çaba sarf etmenize gerek yok. Gözleriniz, diliniz, tüm uzuvlarınız tek bir tuşla rahatlıyor. Bir anlık dünyadan kopup müziği kapatınca gerçeğe döndüğümüzü sanıyoruz. Ancak o müziğin kalbe ve beyne işlemesiyle birlikte etkileri sandığımızdan daha uzun süreli olabiliyor, hele bir de dinlediğimiz müzikten öte maksatlar taşıyorsa. Popüler müzik bu sebeple, insanoğlu için her daim bir imtihan olmuştur. Ancak tür değiştirmiş, bir zamanlar metal müzik, rap müzik derken şimdi de özellikle genç ve çocukları hedef alan farklı ögelerle birlikte toplumsal yapı için tehlike arz etmeye devam etmektedir.

Bu yazının konusu, özellikle muhafazakar medyanın “Marmara’da büyük bir deprem meydana gelebilir” sıradanlığında haberlerle ebeveynlere ısrarla çocuklarınızı bundan uzak tutun çağrısı yaptığı, seküler kesimin müzikten ne zarar gelebilir klişesiyle görmezden geldiği, ergenlerin “ailem beni anlamıyor, oysa bu şarkılar bana güç veriyor” mottosuyla benimsediği, Amerika’nın ise büyüsünü yeni keşfettiği K-pop..

Renkli saçlar, yakışıklı oğlanlar, dünyalar güzeli genç kızlar, benzersiz kostümler, hareketli ritimler üzerine iyilik ve güzellik öğütlüyor görünen şarkı sözleri… Uzaktan bakıldığında bir masal ya da çizgi film sahnesi izliyorsunuz ama gerçekte aşırı sevimliliğin içinden psikopat bir senaryo çıkıyor.

Bundan aşağı yukarı 10 sene öncesine gider Kore dalgasının ülkemizde yayılması, önce TRT’den verilen tarihi dizileriyle başladı, sonra internet üzerinden Koreyle eş zamanlı her diziyi izledi Türk genci. Dizilerle kalmadı, müziklerine, reality showlarına derken çevremiz “Kore dili ve edebiyatı”na ilgi duyan genç kızlarla dolmaya başladı. Önce masum ve saf aşkı anlatıyor diye düşünerek kimse karşı durmadı bu akıma, “ay bunların hepsi birbirine benziyor nasıl ayırt ediyorsunuz hahaha, sakalsız erkek mi olur ehuehu, Çinlileri mi izliyorsun yine ehehehehe” diye ırkçı şakalar yapan üstün zekalı arkadaşlar hariç.

Şunu bir netleştirmek lazım öncelikle, Kore dalgası imam hatip liselerinin duvarlarını aşalı yıllar oldu. Artık Amerika’nın “celebrity”lerinin birlikte çalışmak istediği, Grammy’ye aday gösterilen, kocaman bir kitleye hitap eden bir kültür var karşımızda.

Konuya girmeden önce işe biraz gizem katmak adına ünlü Fransız kahin Nostradamus’un bir kehanetinden bahsedelim; “Dünyanın sonu Sakin Sabahlardan gelecek. Atlar dans ettiğinde halkaların sayısı dokuzu bulacak”

İddiaya göre Nostradamus, bu sözüyle PSY’ın Gangnam Style şarkısından bahsediyor. Şöyle; Kore, dağ manzarası, temiz suları ve sakinliğinden dolayı “sakin sabahlar ülkesi” olarak biliniyormuş. Atların dans etmesiyle kastedilense, şarkının ikonikleşen dans figürü. Gangnam Style’ın Youtube’da milyar izlenmeye yani 9 sıfıra ulaşan ilk şarkı olması da hayretimizi katlamak için yeterli.

Gangnam Style’dan sonra Kpop’un geldiği noktayı düşününce kehanete inanası geliyor insanın. Ancak işin tehlikesini ve geleceği boyutu anlamak için kehanet peşinde koşmaya da ihtiyacımız yok.

K-pop’u diğer müzik türlerinden ayıran nedir?

Kpop esasında yalnızca bir müzik türü olmanın ötesinde bir endüstri. 3-4 tane şirket var bu endüstrinin en iyileri olan. Sektörü bu şirketler yönetiyor. Yeni telefon modeli sunar gibi kız ya da erkek grupları çıkarıyorlar piyasaya; “Bir önceki grubumuzdan daha genç ve daha güzeller.” Dünyada birçok kişinin haritada yerini bile bulmakta zorlanacağı bir ülkenin kıtalar aşmasının sebebi medyayı özellikle sosyal medyayı çok iyi kullanıyor olmaları. Sıradışı paketleme ve pazarlama taktikleri sayesinde fiziki albüm işi rafa kalkmış, tüm dünya dijitale yönelmiş olmasına rağmen albümleri yok satıyor.

Piyasada solo sanatçı olarak çıkış yapan kişinin uzun süreli yer edinmesi biraz zordur. Bu yüzden bir mahalle gençle piyasaya çıkarlar. Kimisi dansta çok iyidir, kimisi vokal, kimisi grubun yüzüdür. Pokemonlar gibi yetenek puanları var desek yanlış yapmış olmayız sanırım. Tüketici için tek bir grupta birbirinden değişik modeller vardır. İdeal tipi maço olana da, nazik olana da, iyi yemek yapana da, esprili olana da hitap edecek üyeler… En iyi müzisyenlerle çalışırlar ki gerçekten dünya pop müzik piyasasına göre kaliteli işler çıkarırlar. Gerçekten sesi güzel olan ve yetenekli olanlar istisna, ses teknolojisi ve görsel imkanlar sayesinde ses çok da önemli bir detay değil birçok grup için. Klip ve danslar konusunda da iyiler, merak ögesini iyi kullanıyorlar. Şarkı sözlerinde de tüm dünyaya hitap edebilmek adına İngilizce kelimeler serpiştirilmiştir.

Kpop fandom kültüründe, stajyerlik dönemini bitirmiş ve çıkış yapmış şarkıcılar “idol” olarak adlandırılıyor. Sadece isim dahi neyle karşı karşıya olduğumuzun göstergesi. İdol olarak adlandırmanın vermiş olduğu baskıdan dolayı şarkıcıların nasıl köleleştirildiği, intihar vakalarının artmasıyla artık ülkemizde de bilinen bir gerçek. Sarhoş olup gazetecilere saldıran, evli adamla ilişkisi ortaya çıkıp ekranlarda ahlaklı gösterisi yapan ünlülerimize bakarsak rezil olmanın bu kadar zor olduğu ülkemize nazaran Koreli bir şarkıcının sevgilisinin olması “skandal” yaşanması için yeterli.

Gelelim, bu sektörün doğurduğu tehlikelere,

  1. Cinsiyetsizlik İdeolojisi

Ben bir komplo teorisyeni değilim, haber sitelerinde çokça şahit olduğumuz “Efendim kız mı erkek mi belli değiller, bu müzik türü eşcinselliğe/cinsiyetsizliği özendiriyor. Kpopun hedefinde bu var” gibi cümleler kuracak kadar bilgi sahibi sayılmam. Ancak öyle bir çağda yaşıyoruz ki, üzerimize giydiğimiz giysi ile dahi bize bir şeyler ezberletmeye çalışan bir güç var karşımızda. Giysiler bile, giyinmek ve güzel / temiz görünmek dışında üçüncü bir fonksiyon taşıyor; mesaj vermek. Kıyafetin bu misyonu üstlendiği bir devirde dinlediğimiz müziğin bu niyeti taşımadığı yorumunu yapmak çağa kör ve sağır olmak demektir.

Benim gözlemim bundan 6-7 sene öncesine kadar Kpop gruplarında sakalsız ve makyajlı erkek görüntülerine rağmen kız ve erkek farklarının nispeten daha belirgin olduğuydu. Cinsiyetsizlik ideolojisi ivme kazanınca, hele bir de Amerikan pazarında kendilerine yer bulunca Kpop grupları da renk değiştirdi. Küresel güçlerin bu imkanı kaçırmasını bekleyemezdik. Z kuşağının gözü, kulağı, kalbi burası. Düşünme ve karar verme kudreti hâlâ gelişmemiş olan, kolay manipüle edilebilecek çocuk ve ergenlere daha kısa yoldan başka bir şekilde ulaşılamazdı.

Çocuklar 7-24 bu grupların fanları ile vakit geçiriyor ve sosyal medyadan ufak bir göz attığınızda bu fan sayfalarının gruplardaki hemcins şarkıcıları birbiriyle “shipledikleri”, (fan dilinde “yakıştırmak”) nahoş çizimlerle görsel olarak da eşcinsel yaşam tarzını zihne yerleştirdiklerini görürsünüz. Fan kitlelerinin isteği bu olunca şarkıcılar da onlara görmek istediklerini gösteriyorlar. Şarkıcılar klipleri, konserleri ile bunu gösterdikçe fanlar daha çok istiyor.

Erkek idollerin, kadın kıyafetleri giyerek dergilere verdikleri pozlar var. Röportajlarıyla da hiçbir kalıba, hiçbir sınırlamaya gelmemeleri gerektiğini öğütlüyorlar. Genç kızlar idollerine, fan buluşmalarında sevimli taçlar, tokalar takıyorlar. Erkeğin pembe taç takması, kültürümüze çok yabancı olmasına rağmen yedi yirmi dört buna maruz kalan bir çocuğun da normallik algısı bozuluyor, sıradanlaştırıyor ve hatta örnek alıyor.

  1. Cinsellik ve Çocuk İstismarı

Geçtiğimiz yıllarda Kore ciddi bir skandalla çalkalandı. Bu Türk medyasında ne kadar yer edindi bilmiyorum ama siyasilerden, pop yıldızlarına kadar uzanan bir fuhuş çetesi, gizlice görüntüleri kaydedilen, tecavüz edilen ve pazarlanan genç kadınlardan başladı. Kore’deki umumi tuvaletlerin birçoğunda gizli kamera yerleştirilmiş olduğu iddiası dahi sızdı medyaya. Son derece çirkin bu gündemin ana aktörleri ise Kpop yıldızlarıydı. Çocukların, bu gündeme maruz kalmalarını geçin, kadın pazarladığı ispatlanan idollerini savunmak için kurduğu cümleleri görmek bile üzücü.

Kpop yıldızları hem aktör hem de kurban aslında. Daha çocuk yaşta ünlü oluyorlar ve çok şanslı değillerse 30larına gelmeden piyasadan çekilmek zorunda kalıyorlar. Özellikle kız gruplarında 15 yaşında çocuğa yaptırdıkları dans, söylettikleri şarkılar, giydirdikleri kostümler çocuk istismarının apaçık bir örneği. Eğer yaptığınız bir çirkinliğe “sanat” adı veriyorsanız her şey için savunma bulabilirsiniz modern dünyada.

Dans figürleri, kliplerin taşıdığı manalar esasında gerçek niyetinin yalnızca yetişkin insanlarca anlaşılabileceği tüm içerik on yaşındaki çocuklara sunuluyor.

  1. Fan Kültürü ve Bağımlılaştırma

“Artık dur, müzik videosunu daha sonra yorumlarsın
Odanda yeterince fotoğrafım var zaten
Sadece bir saatin değil, yılların kaybolacak

Bu yüzden bu şarkı benden sana ödül
Cezalandırılmıyorsun,
Buraya gel, ben senin cennetinim”

Son olarak vurgulamak istediğim, bana kalırsa, bu müzik türünün en büyük tehlikesi de hayranlık. Yukarıdaki sözler bir Kpop şarkısından. Sigara paketlerine “sigara içmek zararlıdır” yazmak gibi bir şey değil mi?

Bir ünlüye hayranlık duyma ergenlik döneminin bir özelliğidir. Hepimiz ve hatta bizim büyüklerimiz de gençlik yıllarında hayranı oldukları kişilerden bahsedebilirler. Tabi o zamanlarda bu ünlülere ulaşmak için haftalarca dergi beklemeleri gerekirken bugün çocuklar onlarla birlikte yatıp güne onlarla başlıyorlar. Farklı bir bağ kuruyorlar. Öyle ki, intihar eden bir ünlünün arkasından intihar ediyorlar ya da “Ay bir saniyeliğine mor oldu, bizi duyuyor. Onu düşünürken yanımdaki sokak lambası yanıp söndü kesinlikle bizimle beraber” (birkaç sene önce intihar eden bir şarkıcının fanları arasında dönen muhabbetlerden) gibi hayallere kapılıyorlar. Kore’de bu durum daha vahim boyutlara ulaşmış vaziyette ve diğer ülkeler de aynı kültürü tatbik ediyor.

Vlive adında canlı yayın platformu var grupların, 7/24 fanlarıyla iletişimdeler. Twitter, instagram, oyunlar, showlar, klipler derken idolümden yeni bir haber var mı diye telefon başında çürüyen bir nesil yetişti. Her grubun fanlarının farklı bir ismi, bir rengi, sembolü ve kendilerine özel lightstickleri (konserlerde sallanan renkli, ışıklı çubuklar) oluyor. Aidiyet hissini doyuruyor tamamıyla. Afrikadaki okula bağış yapmak için bile hayranı olduğu grubun ismiyle hareket ediyorlar. Çünkü bu çocuklara dinledikleri müzik, sanalda edindikleri fan arkadaşları dışında güzel şeyleri öğütleyen kimse yok çevrelerinde.

Korkunç. Yukarıdaki tüm cinsiyetsizleştirme ve istismar muhabbetinden daha da korkunç bir hâl. Çünkü tüm bunlara yol açan temel sebep bu bağımlılık. Sigara gibi kötü koku vermiyor, alkol gibi sağa sola dalaştırmıyor. Görünürde göze nahoş gelen bir şey yok. Hatta, ne var ki bu çocuklar o müziği dinlediklerinden beri evlerinden dışarı çıkıp tehlikeli dünyaya bile dalmıyorlar. İyi ama bu çocukların nasıl yalnızlaştığının ne zaman farkına varacaksınız?

Medyada her gün konuşan bilirkişilerimiz gibi, devlet bunu yasaklasın, efendim aileler internetin fişini çeksin demek mantıklı bir çözüm değil. Çocuklar aidiyet hissetmek, anlaşılmak ve eğlenmek için bu müzikleri dinliyor, fan gruplarına katılıyorlar. Sevdikleri tüm bu çocukların da söyledikleri her şeyi doğru kabul ediyorlar. Çocuklarınızın ne kadar kıymetli ve güzel olduğunu dillerini anlamadıkları insanlardan duymaya ihtiyaçları olmamalı. Çakma idollere ihtiyacı olan bir toplum değiliz, bizi bir başkasıyla bir araya getiren sevdiğimiz müzikten daha üstün değerlerimiz ve inançlarımız var. Sınırlar, her zaman kısıtlama anlamına gelmez, tehlikeden korunmak için varlardır ve olmalılar. Bu yüzden sanırım bizlere düşen çevremizdeki bu müzik türünü seven arkadaşımızı, çocuğumuzu, kardeşimizi bunlardan uzaklaştırmanın yanında gerçek bir dostu olup gerçek dertler edinmelerine yardımcı olmak.

1 thought on “Seni Seçtim Çünkü Sen Caponsun: K-Pop Rüzgarı

  1. Oldukça kapsamlı ve açıklayıcı bir yazı olmuş… Emeğiniz için teşekkürler…
    Kore savaşından sonra tamamen ABD sömürgesi haline gelen Kore adeta bir nevi gelecekte planlanan insan tipinin oluşturulması hususunda pilot bölge seçilmiş durumda…
    Ne yazık ki ülkemizde de bu sempatinin oluşturulmasının bir arka planı var. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde Koreliler’in misyoner adı altında PKK sempatizanı olduklarına, Kürt halkını devlete karşı kışkırtıcı propagandalar yaptıklarına bizzat şahit olmuş biriyim.
    Koreliler belirli mahfiller için oldukça kullanışlı bir enstrüman haline gelmiş durumda…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir