Medya,  Medya ve Toplum,  Tüm Yazılar

Algoritmalar Bizi Tanımıyor, Şekillendiriyor

Eskiden “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.” derlerdi. Şimdi bunun yerine “Bana sosyal medya ana sayfanı göster sana kim olduğunu söyleyeyim.” diyebiliriz.

Sosyal medya hesapları herkese kişisel bir kullanım şekli sunmaktadır. Bunu yaparken de çeşitli algoritmalar kullanır. Bu algoritmalar kişinin hareketlerini veri olarak toplar. Birbirine en benzer hareketleri yapan kişileri de birbiriyle eşleştirir. Böylece bir sonraki hamlenizde size en uygun olan içerikleri ana sayfanıza taşır. Bu sayede uygulamadan çıkmayı aklınıza bile getirmeden saatlerce bağlanabilirsiniz. Aynı zamanda bir içerik ne kadar çok izlenip beğenildiyse diğer kullanıcıların da bunu beğenme ihtimali yüksek olduğu için ön plana çıkarılır.

Sosyal medya algoritmalarını sadece kişisel özelliklerimizi ölçen ve izlenme, beğenme, paylaşma, yorumlanma sayıları üzerinden çalışan bir sistem olarak düşündüğümüzde çok pasif bir sistem olduğunu düşünebiliriz. Oysaki sosyal medya uygulamaları daha aktif bir algoritma sistemine sahiptir. Bu sebeple sadece mevcut olan bize göre hareket etmez. Aynı zamanda bizi yönlendirmeye çalışır. Bu yazıda yönlendirme sebepleri olarak ekonomik, siyasi ve insan fıtratından kaynaklı sebepleri inceleyeceğiz. 

Ekonomik sebepler dediğimizde aklımıza ilk reklam gelirleri gelir. Sistem de aynı şekilde çalışır ve reklam geliri yüksek olan içerikleri ön plana çıkarır. Mesela Youtuber olmaya karar verdiniz ama bu işi sadece hobi olarak yapmak istiyorsunuz. Herhangi bir gelir elde etme düşünceniz de olmadığı için reklamları kapatmaya karar verdiniz. Kapatma işlemini gerçekleştirdiğiniz andan itibaren izlenme oranlarında büyük bir düşüşle karşılaşırsınız. İlk başta bu mantıksız gelir çünkü insanların reklamlı bir içeriktense reklamsız bir içeriği tercih etmesi daha mantıklıdır. İşte tam da burada Youtube algoritmaları devreye girer. Reklamsız bir içerik kendisine istediği katkıyı sağlamadığı için o içeriği arka plana çeker. Yani reklamlı bir içeriğin ön plana çıkma kriterleri ile reklamsız bir içeriğin ön plana çıkma kriterleri mevcut algoritmada farklı şekilde hesaplanır. Bu da tercihlerimizi yaparken yönlendirildiğimizi gösteriyor. 

Reklam mantığı ile işleyen yönlendirme hoşumuza gitmese de mantıklı duruyor. Ne de olsa kimse babasının hayrına bu hizmeti sunmuyor. Diğer bir yönlendirme sebebi olan siyasi sebeplere gelince ise aynısını söyleyemiyoruz. Bize her seferinde tarafsızlık ve özgürlük vurgusu yaparken alttan alta bir tarafı desteklemeleri ve bizi de bu şekilde yönlendirmeleri ahlaki değil. Son zamanlarda birçok siyasiye karşı hesap kapatma ve sansür uygulaması başlayınca bu platformların çok da tarafsız olmadığını fark ettik. Bununla beraber olayın fark edemediğimiz bir kısmı daha var. O da yukarıdaki reklam mantığında anlattığımız gibi öne çıkarıp geriye alma algoritmalarında saklı. Mesela Selçuk Bayraktar, Akıncı belgeselini yayınladı. 2. gününde 2 milyona yakın izlenme sayısına ulaştığında dahi trend sayfasında kendine yer bulamadı. Aynı zamanlamayla yayınlanmış muhalif bir gazetecinin videosu ise 30 bin izlenmeyle trend sayfasındaydı. Yani algoritmalar siyasi görüşlerinize göre sizi görünür ya da görünmez yapabiliyor. Bu da sosyal medya uygulamalarının, kişilerin siyasi görüşlerini belirlemeye çalıştığını gösterir. Bunu açık bir şekilde yapmasalar da algoritmalar aracılığı ile hiç fark ettirmeden başarabilirler. 

Buraya kadar anlattığımız yönlendirmeler kasıtlı bir şekilde yapılan işlerdi. İnsan fıtratından kaynaklı yönlendirmeler ise tam tersi olarak müdahale edilmemesinden kaynaklanıyor. Hayatımızı yaşarken hep ahlaklı olamayız. Bizi ahlaksız eylemlere yönlendiren dürtülerimiz de mevcuttur. Bu dürtülerimiz kişisel ya da toplumsal olarak baskılandığı için hayatımızda bu tarz hareketlerle çok nadir karşılaşırız. Bu hareketleri sergileyenler de gerek hukuk sistemi ile gerek toplumsal reflekslerle cezalandırıldığı için yalnız kalır ve ahlaksızlığını yayma imkânı elde edemez. Sosyal medya kullanırken ise bu tarz bir frenleme sistemi yoktur. Bu platformlarda insanlar kendilerini daha özgür hisseder. Ahlaksızlıklar cezalandırılmadığı gibi yaygınlaşır. Bu yaygınlaşma olayı da algoritmalar vasıtası ile olur.

Normalde aynı hayatı paylaşan insanların içten içe baskıladığı farklı ahlaki eksiklikleri mevcuttur. Bunlar gerçek hayatta gün yüzüne çıkmadığı için genelde insanlar birbirini ahlaki eylemlere yönlendirmiş olurlar. Sosyal medyada algoritmalar ise diğer hareketlerinde uyumlu olduğun kişiyi senle eşleştirdiği için ahlaki sıkıntılarını da senle eşleştirir. Böylece senin karşına da aynı içerikleri sunmaya başlar ve gündemine sokar. Bu şekilde herkesin gizliden gizliye içinde taşıdığı ahlaki eksiklikler algoritmalar vasıtasıyla yayılır.

Olayı sadece ahlaki olarak da ele alamayız. Aynı zamanda sosyal medyanın başına geçen insanın burada geçirdiği vakitlerinin niteliksiz vakitleri olduğunu hatırlamamız gerekir. Yani kişi nitelikli eylemlerini genelde hayatının içerisinde gerçekleştirirken sosyal medyaya kafa dağıtma işlevi vermiştir. Algoritmalar ise kişileri tamamen uygulamadaki hareketleri ile değerlendirdiği için toplumu olduğundan daha niteliksiz bir vaziyette hesaplayıp buna göre muamele etmektedir. 

Bilgi paylaşımı konusunda da benzer bir sıkıntıyla karşılaşırız. İnsanlar genelde sosyal medyada nitelikli bilgi aramazlar. Bu eylemlerini eğitim kurumlarıyla ya da kitaplarla yaparlar. Sosyal medyaya geldiklerinde böyle bir beklenti içinde olmadıkları için bu tarz içerikleri pas geçerler. Diğer taraftan aynı konuyla ilgili niteliksiz ve yeri geldiğinde yalan içeriğe sahip sansasyonel içerikler, konuyla alakasız kişiler tarafından ilgi görür. Bu sebeple algoritmalar nitelikli içerik yerine bunları ön plana çıkartır. Böylece algoritmalar hiç bir müdahaleye uğramadan toplumu ahlaksızlığa ve niteliksizliğe yönlendirmiş olurlar. 

Buraya kadar bahsettiklerimiz algoritma dünyasının çok küçük bir kısmını oluşturuyor. Bu dünya çok daha karmaşık bir yapıya sahip. Faydalı içeriklerle milyon takipçiyi geçmiş bir arkadaşım, bu konuyu anlatabilmek için şöyle demişti: ‘’Devletin sosyal medya konusunda hiçbir şey yapmasına gerek yok. Sadece bu platformların algoritmalarını denetleyebilsin yeter.’’

Bir yorum

  • Mehmet Erturan

    Sosyal medya algoritmaları konusunda okduğum ilk yazı oldu. Kendimce istifade ettim. Haddizatında.org vesilesi ile farklı alanlarda ilk defa diyebileceğim okumalar yapıyorum. Yazara, yazarlara ve site çalışanlarına teşekkürler.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir