Tüm Yazılar

Evlenmek Mantıklı Bir Hareket Mi?

İlhamını göklerden almayan insanlar için günümüz dünyasında -dahi Türkiye’de- evlenmek mantıklı bir hareket midir? Henüz yekten ‘değildir’ diyemesek de her geçen gün evlenmenin ‘rasyonalitesi’ azalmaktadır diyebiliriz sanırım. Geçenlerde denk geldiğim videoda, uzun süredir aynı evi, hayatı paylaşan bir çifte “Eeee evlilik yok mu hiç gündeminizde?” diye sorulduğunda, “Yoo, evlenmeyi düşünmüyoruz. Sadece ikimizden birinin çıkarına bir durum olursa düşünebiliriz.” şeklinde bir karşılık geldi. Soruyu soran da dumura uğradı ama bu çiftimiz aslında öyle çıkarcı pislikler falan değillerdi; devletin, şirketlerin, sigortacıların ve benzerlerinin içtimai hayata dair sunduğu eş durumundan tayin, şirket bonusları, sigorta avantajları nev’inden ekonomik imkanlardan faydalanmanın evliliği onlar için rasyonel bir tercih haline getirebileceğinden dem vuruyorlardı sadece.

Bu şekilde yaşayan çiftlerin sayısının da her geçen gün artmakta olduğunu iddia etsem kuvvetli bir itiraz gelmeyeceğini sanıyorum. Yine geçenlerde Twitter’da bir kadın hastalıkları doktoru, hastasına ‘Evli misin?’ yerine ‘Partnerin var mı?’ diye sorduğu için göklere çıkarılıyordu. Yakın zamana kadar ‘ekstrem’ sayılan, yapıldığı takdirde ise herkesten gizlenen bu tür tercihler artık alenen yaşanıyor, ilan ediliyor; bu insanlar bırakın toplumdan dışlanmayı gıptayla bakılıyor, dahası geri kalanların henüz varamadığı ancak elbet bir gün kavuşacağı ‘ileri’ bir noktada oldukları algısı zihinlere yerleşiyor.

Gelin şimdi beraberce düşünelim, bir fikir teatisi yapalım. Evlilik kurumunu yapı söküme uğratalım. İnsanlar neden evlenir? Artık ne değişti de insanlar evliliğe soğuk bakmaya başladı? Miladî 2020’nci yılda bir insanı evliliğe iten yahut evlilikten iten sebepler neler ola ki?

İnsanoğlu neredeyse kendini bildi bileli evlilik kurumu ve onun nişaneleri de onunla birlikte var olagelmişti. Bu kadar temel bir kurumu ortaya çıkaran sebepleri konuşmayı gereksiz görüyorum. Ben daha çok artık evliliği gerekli görmeyen, hatta evliliğe tamamen karşı olanların argümanlarını masaya yatırmak istiyorum:

Tek eşlilik bir mittir. Doğadaki canlıların kaç tanesi bütün ömrünü tek bir cinsel partnere hasrediyor ki? Bütün ömrümü neden tek bir kişiyle geçirmek zorunda olayım?

Tahmin edileceği üzere bu tek eşliliğe inanmayanlar daha çok erkeklerden taraftar bulan, evliliği cinsellik üzerinden anlamlandıran bir güruh. Tek eşliliğin -özellikle erkekler için- doğal olmadığını savunuyorlar. Erkekler için taaddüd-ü zevaca cevaz veren İslam da acaba bu güruhun tezini mi desteklemektedir? Tabi ki hayır! Bu insanlar çok sayıda farklı kişiyle evlenmek istiyor değiller. Kadın-erkek arasındaki ilişkiyi cinsel ihtiyaçlarını giderme üzerinden okuyarak evlilik kurumunun beraberinde getireceği yükümlülüklerden azade olmak istiyorlar.

Açıkçası nefsin arzuları açısından bakıldığında, bir ömür boyu tek bir cinsel partnere sahip olmak özellikle erkekler için pek de mantıklı bir karar değil. Peki ya kadınlar? Erkeğin düşüncesizce saçıp savurabileceği milyonlarca spermine karşılık, kadının özenle koruduğu ve döllendiği zaman çok ciddi zahmetler ve yükler altına girdiği bir tek yumurtası var. Evrimsel bir perspektiften bakıldığında, doğadaki diğer canlılar gibi insanlarda da eş seçimini kadının yapması, erkeğin ise kur yapmak zorunda olması manidardır. Sosyalleşme sürecimize de yansıyan kadınların ‘ayaklarının yere daha sağlam basması’ lakin erkek milletinin ‘aklının beş karış havada olması’ yahut ‘yuvayı dişi kuşun yapıyor olması’ dahi bu durumun yansımalarındandır. Fakat son yüz yılda iyice gelişen kontraseptif (yani gebeliği engelleyen) mekanizmalar sayesinde artık kadın da eskisi kadar yumurtasını koruma ve en uygun adayla birleştirme seçimini yapmak zorunda değildir. Artık kadınlar da rahatça tek eşliliğe karşı çıkabilir ve hayatı boyunca dilediği kadar cinsel partneri olabilir.

O halde sonuç olarak bu argümanı savunanlara karşı öne sürebileceğimiz çok kuvvetli bir karşı argümanımız yok. Özellikle egemenliği göklerden yere indirdiğinden beri insanı her şeyin ölçüsü gören, yani ‘insan acılardan kaçmalı hazları kovalamalı’ ve başkasına zararı dokunmadığı sürece herkes dilediğini yapmakta özgür olmalı diye düşünülen bir vasatta yaşadığımız dikkate alındığında dilediğince partnere sahip olmak isteyenlere bunun mantıksız olduğunu ispat edemeyiz.

Hadi tek eşliliğe karşı olduğu için evliliğe de karşı çıkanları anladık da, ya gönlünü ve ömrünü tek bir canana hasretmeyi kabul edenlerin evlilikle alıp veremediği nedir?

Bu soruya cevap verebilmek için önce başka bir soru sormak gerekiyor: Evliliği evlilik yapan temel unsur nedir? ‘Hadi biz evliyiz artık’ diyen 2 yetişkini neden evli kabul edemiyoruz?

Hem İbrahimî dinlerin şeriatında hem modern hukuk sistemlerinde nikahın/evlilik kurumunun temelini şahitlik ve ilan etme bileşenleri oluşturur. Modern ulus-devlet yapısı bu hususta daha kaprislidir; isterse binlerce şahit bulunsun, kendisini temsil eden memur hazır bulunmadıkça o nikahı/evliliği geçerli saymaz, tanımaz. Modern devlet nüfusu kontrol etmek, onu her daim hükmü ve hakimiyeti altında tutmak ister.

Bilgi güçtür, iktidardır ve devlet senin aşkına, sevdana ve dahi aşkının meyvesine kadar müdahil olmak, bilmek, üzerine planlar yapmak ister.   

İşte tam bu noktada tek eşlilikle barışık olanların evliliğe itirazı ortaya çıkar:

Biz neden aşkımıza devleti şahit tutmak zorunda olalım? Neden devleti ve toplumu tatmin etmek için zahmete girip onca ritüele katlanmak zorunda olalım ki? Neticede evlilik de bir sözleşmedir ve âdi sözleşmeler gibi o da şekil/irade serbestisine tabi olmalıdır.

Yakın zamana kadar devletler, evlilik kurumunu ayakta tutabilmek için hem sopa[1] hem havuç kullanıyordu. Fakat ilk yazıda değindiğimiz sekülerleşmenin de bir getirisi (yahut götürüsü) olarak devlet bu hususta sopayı elinden bıraktı, yalnızca teşvik mekanizmalarını devrede tutuyor. Her ne kadar biraz ağır işlese de devlet her daim zamanın ruhunu okumayı ve kendini yeni gelişmelere uydurmayı bilmiştir. O nedenle yeni model insanın yeni moda arzuları, talepleri ve beklentileri karşısında devlet kendisine yeni nüfus kontrol yöntemleri bulacak ve neticede evlilik kurumunu ayakta tutabilmek için giriştiği teşviklerden yavaş yavaş sarfınazar edecektir. Özel sektör bu hususta da önden gitmekte ve halihazırda bu yeniliklere adapte olma yolunda ilerlemektedir.[2]

Bunca laf kalabalığının arasından çıkarmanızı umduğum mesaj şudur: zaman evlilik kurumunun aleyhine işlemektedir.

Ve bir gün gelecek, insanlar evlilik için Allah’ın emri- peygamberin kavlinden başka bir motivasyon bulamaz olacaklar.

İslam’ın Allah indinde tek hak din olduğuna, O’nun dinini kemale erdirdiğine ve kıyamete kadar başka bir şeriat tesis edilmeyeceğine iman edenler için evliliğin/nikah akdinin ortadan kalkması söz konusu değildir.

O halde şeraitin evliliğe karşı geliştiği şu vasatta Müslümanlar bu konuyu dert edinmek zorundadır.

Peki Müslümanların sayısız derdi arasında ben neden evliliğe takıldım?

Onu da bir sonraki yazıda anlatıp bu meydanı toparlayacağım inşallah.

3 Yorum

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir